Öylece Gittin

29/7/2007 · Kategori: siir

                          

 

Gittin...
Ben arkandan sadece baktım.
Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
gidişini görmemek için gözlerimi kapattım.
Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu,
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözümden.
Ağlayamadım...

Gittin...
gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden.
Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?!
ürperirdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini,
gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım...

Gittin...
bir yıkım gibiydi gidişin.
Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde.
Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti.
Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum.
Hazırdım gidişine.
Kaçak zamanları yaşıyorduk.
Zaman bitecek ve sen gidecektin.
Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.
Edemedim...
Başlayamadım...

Gittin...
bir şey söyledin mi giderken?
‘KAL’ dememi istedin mi?
Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi?
‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi?
Beynim öylesine uğulduyordu ki...
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi.
Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan,
iki metre ötemde de fark etmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
unutulanların arasına katılmalıydın.
Anıları bir sandığa koyup hayatı
bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı,
bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
bir okyanusun ortasında,
tek küreği kaybolmuş
sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık.
Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni,
bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde.
Bil ki seni...
unutamadım...


Yazan: Oğulcan Yılmaz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Ey sevgili!!!!!!!!!!!

29/7/2007 ·

Aylardır Sana anlatamadığım bir türlü dille getiremediğim,
Ve İçime sığdıramadığım bir sırrım var benim,
Ben derdimi kimselere diyemiyorum,
Sadece iki kişi biliyor,ben ve kalbim
Kalbim anlat diyor ama ben anlatamıyorum,
İçimde ki feryadı sana haykıramıyorum,
Şu iki kelimeyi kalbimden söküp çıkarabilsem,
Seni seviyorum seni seviyorum diyecekken,
Kilitlenir sanki dudaklarım,
Oysaki cesaretliydim,hiçbir şeyden korkmazdım,
Ama şimdi iki kelimeyi sana diyemeyecek kadar güçsüzüm
Sana bir diyebilseydim,hani kalbimle savaşmazdım
Korkuyorum ey sevgili hiçbir şeyden korkmadığım kadar
Kelimeler boğazımda tutsak olmuş,
Özgürlüğüne kavuşturamıyorum,
Anlatmak oysaki çok kolay,bana zor geliyor
Ey sevgili bir bilsen bana ne kadar acı veriyor
Bütün ümitlerim dertler deryasında boğulmuş
Aramızda aşılması zor engeller var öylesine zor
İçimde söküp atamadığım bir korku,
Bir tedirğin,bir telaş ve bir kuşku,
Ey sevgili anlayabilsen beni,
Beni ve çaresizliğimi.
Kalbimi kırıp parçalara bölmenden
Beni hor görmenden küçük düşürmenden,
Alay ederek gülüp geç menden
İncitilmekten korkuyorum
Hayat bana mutlu olma şansı vermedi ey sevgili
Hiç tanımadığım birinin göz yaşları bile içimi parçalar,
Kedilere ağladım,kuşların yasını tuttum,
Karşılıksız aşklara kar çiçeği misali sabırlı oldum
Bir rüzgarlık ömrü olan duman gibi dağlara savruldum
Kargalar sürüyle uçarken,kartallar misali yalnız kaldım,
Yinede yaşamak ne güzeldir be sevgili
Hele sevginin bedeli ödenmesi,
Severek sevilerek vazgeçilmez sancılarını duyarak aşkın
Bunlara rağmen yumuşamıyorsa taştan kalbin,
Allah’ın verdiği sevme hakkını,kalbime yasaklıyorsan zalimce
Anlarım ki benim gibi karşılıksız aşklara tutsak esirler çokmuş
Ne olur onların adına kes cezamı
Gel de bir hançer sapla derinden sineme
Kanadıkça kanasın içimde ki gizli sevda,
Gel ey sevgili istediğini yap seni seven kalbime
İstersen çıkar at kalbimi uçsuz bucaksız uçurumlara
İstersen kör zindanlarda zincirlere vur
İstersen ipte salla ibret olsun kadersiz insanlara
Yada duvardan duvara savur
İncinip kırılsın,parçalara bölünsün,
Her bir parçası kadersizlerin
Kalplerine birer kurşun olsun,
istersen ferman çıkar kalbime hapishanesi sürgün
Düşmez kalmaz bir Allah’tır düşersin elbet bir gün
Ey sevgili
Elinde çaresiz düştüğüm bu kalbi daha ne yapayım
Sonu gelmeyen aşklardan artık yorgunum
Anlatamadığıma mı yanayım,anlayamadığına mı yanayım Anlatmayınca,hem sen nerden bileceksin ki sana vurgunum
Aslında her karşılaşmada ben sana anlatıyordum bakışlarımla
Ama sen gözlerimdeki,hiçbir yere sığmayacak kadar büyük ve yüce sevgimi anlamayacak ve göremeyecek kadar kör olmuşsun
Zaten görebilseydin sevgimi,neler neler feda etmezdim ki uğruna,
Sen Leyla sın hep ulaşılmaz,ben ise mecnun olmuşum kimin umurunda.

Yorum (yok) Yorum yaz!

----------SABAH-----------

29/7/2007 · Kategori: siir

                                         Uyandıgmda SEN olmalıydın yanımda

                                         Gözlerin ısıtmalıydı  içimi,güneşin küstüğü zamanlarda
                                         Ve gözlerimi actıgımda ilk SENİ görmeliydim,
                                         Güne güzel şeylerle başlamak alışkanlıgıyla...
                                         Kokun dolmalıydı hücrelerime ilk nefeste,
                                         Doga kıskançlıgın dorugunda...
                                         Çicekler acmalıydı yüzüme ,
                                         Yüzün kırların  en tanımsızında.
                                         Bir dilim ekmek,belki üzerinde inceden bir yag,
                                         Yumurta olmasada olur.
                                         Ama illede şekeri SEN,
                                         Bir fincan çay sabah kahvaltısında.
                                         İşe gitmelerin en zoru,SENİ bırakıpta gitmek olsa gerek.
                                        Günün en zoru SENİ ölesiye özlemek,
                                        Yegane teselli akşamın vuslatında....
                                        Gül bahçesinde güle gidercesine hakaret olurdu,
                                        Sana bir demet çicekle gelmek,
                                        Bir hiçle gitmek daha büyük hakaret...
                                        İçimdeki SENİ  her gün büyüterek gitmek,
                                        Affedilir olsa gerek...
                                        Kapıyı her caldıgımda SEN acmalıydın,
                                        Ve her seferinde asırlarca görmemişcesine SENİ,sarılmalıydım....
                                        SEN den daha büyük ödül olurmuydu?
                                        SEN siz geçen günün akşamında....

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

MUTLAKA OKUMALISINIZ!!!!!!!!

24/7/2007 · Kategori: esrarengiz olaylar

>>mutlaka okuyun, çok çok çooook önemli.
> >>
> >>Çağımız bilgisayar çağı;
> >>Bu alet her şeye kaaadir.
> >>
> >>O gece mail kutusuna gelen bir notun tüm geleceğini
> >>etkileyeceğini nasıl bilebilirdi mağdurumuz
> >>Gönderilen dosyayı açtığında ekranı binlerce gül kaplamıştı.
> >>Her tıklamada yeni bir sayfa açılıyor ve her açılan sayfada değişik
> >>renklerde güller tüm ihtişamıyla gözler önüne seriliyordu.
> >>Son tıkladığında ise ekranda şöyle yazıyordu;
> >>Hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum.
> >>Fulya çok şaşırmıştı. Maili gönderene baktı ama bu isim onda hiç
> >>bir çağrışım yapmamıştı. Sonraki günlerde benzer mesajlar gelmeye
> >>devam etmişti. Her defasında farklı çiçekler kaplıyordu ekranını
> >>ve son sayfada yine aynı şeyler yazıyordu.
> >>Hiçbirisi senin gibi olamaz. Seni seviyorum.
> >>Fulya bu esrarengiz kişiyi merak etmeye başlamıştı.
> >>10.gece gelen mesajı yanıtlamayı düşündü.
> >>İster istemez etkilenmişti.
> >>O günlerde kendini çok yalnız hissediyordu.
> >>Kim acaba diye kendi kendine
> >>sorarken birden parmaklarının klavyeye uzandığını farketti.
> >>Bu çiçekleri bana neden gönderiyorsunuz?
> >>Lütfen kimliğiniz hakkında bana bilgi verirmisiniz?
> >>Yazdıkları sadece bu kadardı.
> >>Ardından iletisini göndermek için "Gönder" tuşuna
> >>bastığında hayatının ne hale geleceğini asla bilemezdi.
> >>Ertesi gece heyecanla mail kutusuna baktı.
> >>Yine aynı kişiden bir mail daha gelmişti.
> >>Yüreği dalgalı denizlere dönmüştü.
> >>Aceleci tavırlarla maili açtı.
> >>Bu defa tek sayfalık bir ekran vardı karşısında ve şunlar yazıyordu
> >>Beni gerçekten merak ediyorsan yarın öğleden sonra
> >>saat 2'de bilgisayarının başında ol ve msn'in açık olsun.
> >>Ertesi gün saat 14.00'te ekranın başındaki yerini aldı ve msn'ide
> >>açtı. Bir süre sonra ilk mesajı almıştı.
> >>Merhaba çiçeğim.
> >>Fulya kalbinin deli gibi atmaya başladığını hissetti.
> >>Merhaba Kimsiniz Sizi tesadüfen buldum.
> >>Bana gelen maillerden birinde sizin de adresiniz vardı.
> >>gizemlicicek@.. çok dikkatimi çekmişti.
> >>O yüzden size her gece birbirinden güzel çiçekleri gönderdim
> >>Peki ama hiçbirisi senin gibi olamaz.
> >>Seni seviyorum" ne demek oluyor?
> >>İkimiz de çiçekleri çok seviyoruz değil mi?
> >>O zaman birbirimizi de çok seveceğiz desem herhalde yanlış olmaz
> >>Fulya ne diyeceğini bilemiyordu.
> >>Uzunca bir süre cevap yazamadı.
> >>Sonra;
> >>Bakalım zaman ne gösterecek.
> >>Bu arada kendini biraz tanıtırsan memnun olacağım.
> >>Hiç gerek yok. Çünkü sen beni çok iyi tanıyorsun.
> >>Fulya iyice afallamıştı. Cevap yazmak için ekrana baktığında karşı
> >>tarafın çıkmış olduğunu gördü.
> >>Bir süre bekledi ama geri dönüş olmadı.
> >>Daha sonra meçhul kişiden hiç mail gelmedi.
> >>Bir gün çalıştığı iş yerine sivil polisler geldiler .
> >>Fulyayı arıyorlardı. "Benimle ne işleri olabilir" diye düşünürken
> >>odasına giren polislerden Bizimle emniyete geleceksiniz diyorlardı.
> >>Emniyete gittiklerinde Kapısında
> >>"Dolandırıcılık Masası" yazan bir odaya girdiğinde
> >>Masadaki görevli polis "Buyrun Fulya hanım oturun"
> >>diyince ilk sandalyeye kendini atıverdi.
> >>Biraz sonra kendisini iş yerinden alan polislerden biri yanına
> >>geldi. Fulya hanım, dolandırıcılıkla suçlanıyorsunuz.
> >>Banka hesabınızda son 15 gün içinde tam 28 işlem yapılmış.
> >>Bu süre zarfında yaklaşık
> >>4 trilyon lira hesabınıza yatmış ve oradan da başka bir hesaba
> >>havale edilmiş. Olamaz.
> >>Benim böyle şeylerden haberim yok. Bankada 350 milyon
> >>liram var.Bunun dışında da neler olup bittiğini bilemiyorum.
> >>Fulya hanım, şimdi bize işbirliği içinde olduğunuz kişilerin
> >>adlarını vermenizi istiyoruz.
> >>Siz neler diyorsunuz? Ne işbirliğinden bahsediyorsunuz?.
> >>Dolandırıcılık bayan...
> >>Ayrıca bu kadar parayı ne yaptığınızı da bize derhal açıklayın.
> >>Fulya hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
> >>Artık ifade verebilecek durumda değildi.
> >>Polisler ona sıcak bir fincan çay verdiler.
> >>Önce fincanın sıcaklığıyla ellerini ısıttı sonrada yudum yudum
> >>içmeye başladı.
> >>Başınız iyice dertte bayan...28 kişinin banka hesabından kendi
> >>hesabınıza havaleler yapmış ve ardındanda 4 trilyonu 3 ayrı hesaba
> >>aktarmışsınız ve bu paralar ertesi gün ilgi hesaplardan çekilmiş.
> >>Polis Anlatın bakalım
> >>Nasıl başladın bu işe? Nasıl düştün bu yollara?
> >>Benim bahsettiğiniz işlerle hiç ilgim yok polis bey dedi.
> >>Banka hesabınız öyle demiyor...
> >>Ne vardı banka hesabında. Neler olmuştu?
> >>Bakın ayın 13 ünde sarıgül notuyla 750 milyar, 17'sinde beyaz
> >>zambak notuyla 2 trilyon ve 19'unda da siyah lale notuyla kalanını
> >>havale etmişsiniz.
> >>SARI GÜL, BEYAZ ZAMBAK,SİYAH LALE...
> >>Allahım neler oluyor diye beynini iyice zorluyordu.
> >>Sarıgül...Beyaz zambak...Siyah lale...Birden irkildi.
> >>Ona ilk gelen mesajda hep sarı güller vardı.
> >>Sonraki maillerde beyaz zambaklar, siyah laleler ekranı dolduruyordu.
> >>Ama bu nasıl olabilirdi? Polise doğru döndü ve kendisine
> >>gönderilen maillerden bahsetti. Polisler şaşkınlıkla onu dinliyordu.
> >>Maillerin bu işle ne alakası olabilirdi?
> >>Polisler ber bir yere telefon açıp birisinin odasına gelmesini istedi.
> >>Bir süre sonra odaya başka bir Polis geldi ve Fulya hanım.
> >>Siz bu hikayeyinizi baştan sona kadar hiçbir şeyi
> >>atlamadan bana tekrar anlatırmısınız ? dedi.
> >>Sonra olanı biteni anlatmaya başladı.
> >>Her gece gelen maillerden bahsetti.
> >>Sarı güllerden, siyah lalelerden bahsetti.
> >>Bunların dışında bir şey daha olmalı dedi.
> >>Fulya herşeyi en ince ayrıntısına kadar anlattığını sanıyordu.
> >>Peki. Siz hiç cevap yazdınız mı?
> >>Evet bir kez yazdım Kim olduğunu merak ettiğimi sormuştum.
> >>O da bana bir sonraki gün msn de görüşelim demişti.
> >>Yani siz onunla msn'de görüştünüz öyle mi?
> >>Evet diye cevap verdi Fulya...
> >>Sonra polis diğer posilin yanına gitti ve Fulya'nın duyamayacağı şekilde
> >>bir şeyler anlattı. Sonrada aceleci adımlarla odadan çıktı.
> >>Odada kalan polis yanına gelmişti.
> >>Bak eğer anlattıkların doğruysa senin için bir ümit doğabilir.
> >>Dur bakalım bir şeyler bulabilecek miyiz.
> >>Aradan ne kadar zaman geçmişti.
> >>Kapı açıldı ve polisl içeriye girdiler.
> >>Yüzündeki ifade Fulya'yı biraz olsun rahatlatmıştı.
> >>Hadi bakalım evine gidiyorsun.
> >>Fulya ne diyeceğini şaşırmıştı.
> >>Polis ben bilgisayar uzmanıyım. İfadeniz üzerine yaptığımız
> >>araştırma sonucu asıl dolandırıcıları tesbit ettik.
> >>Peki ama bunun benimle ne ilgisi var?.
> >>Polis gülmeye başlamıştı.
> >>Bakın Fulya hanım sizi msn'de konuşmaya çağırmasının tek nedeni vardı.
> >>O da bilgisayarınızn IP numarasını öğrenmek.
> >>Sonrası onlar için çok Kolay oldu.
> >>Bilgisayarınıza girdiler be sizinle ilgili tüm bilgileri ele geçirdiler.
> >>Sonra da başka hesaplardan sizin hesabınıza para aktardılar ve
> >>ardından da sahte isimlerle açtıkları kendi hesaplarına aktarıp
> >>buradan paraları çektiler.
> >>Fulya öylesine şaşkın öylesine çaresizdiki...
> >>Hadi şimdi evinize gidin ve iyice dinlenin.
> >>Yarın sabah sağlıklı bir şekilde yeniden ifadenizi alacağız.
> >>Polislerin yardımıyla dışarı çıktılar.
> >>Hemen bir taksi çevirip evine gitti.
> >>Biraz rahatlamıştı.
> >>Sonra yatağına uzanıp derin bir uykuya daldı. Gece boyunca
> >>rüyalarında hep çiçekler gördü. Çiçekler ona saldırıyor, her
> >>içinde bırakıyorlardı. Uyandığında ter içinde kalmıştı.
> >>Hemen kalktı ve ilk iş olarak bilgisayarın elektrik bağlantısını kopardı.
> >>Perdeyi açıp dışarı baktığında ise hala Gün ağlıyordu gözlerinde.
> >>Üşüyordu...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Canım kızım

20/7/2007 · Kategori: Bilgecik

img50/8619/bl6ht0.png

 

 

img263/4189/blge4qb1.png

 

 

img385/3558/blge5cv8.png

 

 

img50/1874/blgenk2.png

 

 

img385/825/bl3dq8.png

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::